1 Şubat 2016 Pazartesi

AKLIMIZIN OYUNLARI (2/2)

Ağır ruhsal bir hastalık olmuş onun hayatındaki en büyük engel.

Ancak hastalığını kontrol altında tutacak kadar güçlü olan zekasını fark etmiş.

Azim ve sabırla şekillendirirken yaşamını, hiçbir zaman vazgeçmemiş denemekten.

John Forbes NASH; 1928’de batı Virginia’da dünyaya gelmiş.

Ders çalışmayan, üstelik derslerini takip etmekten hoşlanmayan bu çocuk; genelde yalnız kalmayı seçmiş. Dolayısıyla asosyal bir çocukluk dönemi geçirmiş.

Arkadaşları oyun oynarken o hep içine kapanmış.  Zamanla çok sevdiği sayılar, formüller ve matematik tüm dünyası olmuş.

Var olanı öğrenmek ona pek çekici gelmiyormuş. Tam tersine yepyeni teorilerin peşinde koşmayı amaç edinmiş.

Lisans ve yüksek lisans eğitimini Carnegie Mellon Üniversitesinde yapmış. Hiç ders çalışmadığı halde yüksek dereceyle okulunu tamamlamış. Doktorasını yapmak için Princeton Üniversitesi'ne gitmiş. Henüz 21 yaşındayken verdiği doktora tezi ile tam 45 yıl sonra Nobel Ekonomi Ödülünü kucaklamış.

Çarpıcı fikirleri ve müthiş beyni sayesinde hızla yükselmiş.

MIT'de profesörlük yapmaya başladığı yıllarda; öğrencisi Alicia Larde ile tanışıp evlenmiş. Bir de oğulları olmuş.

Nash 30 yaşına bastığında; herkesin hayran olduğu genç bir dahi; aynı zamanda eşine aşık bir aile babasıymış.

Ancak tam da bu sıralarda; genlerindeki hastalık yavaş yavaş kendisini göstermeye başlamış.

1958 yılında başlayan psikolojik rahatsızlıkları ömrü boyunca da yakasını hiç bırakmamış. Elindeki tüm değerleri tek tek kaybederken; sanrılar ve halüsinasyonlarla dolu tam 25 yıl geçirmiş. Kapatıldığı akıl hastanesinde tüm tedavi yöntemlerine izin vermiş. İşte o en kötü zamanlarında aklında hep o çok sevdiği matematik ve sayılar olmuş.

Derken aradan geçen yıllardan sonra; günlerden bir gün; uyanmaya, hayata geri dönmeye başlamış. Nasıl mı?

Bitmek bilmeyen hırsı ve zekası sayesinde. Yani hastalığını zekası ile kontrol altına almayı başaracağına önce kendisi inanmış. Sonra doktorlarını ve etrafındakileri ikna etmiş. Akıl hastanesinden çıkmış. Yeniden okuluna, öğrencilerine geri dönmüş.

Senelerce tek kelime dahi konuşmadığı güzel eşi ise; onu sevmekten hiç vazgeçmemiş. Elbette evlilikleri çalkantılı, inişli çıkışlı olmuş. Ancak eşinin hastalığını kabullenmesi ve sabrı sayesinde yıkılmamışlar. Hatta 7 yıl süren ayrılıklarının ardından yeniden bir araya gelmişler.

Kendi evlilik yaşantısından hareketle ‘Mutlu Evlilik formülünü’ de açıklamış son yıllarında.  Nash’in kendi sözcükleriyle tarif şöyle.

‘’Eşinizle tartışmanız sırasında, eğer haksızsanız hemen itiraf edin, haklıysanız da susun. Çünkü bir kadını konuşarak ikna edebilme şansınız yoktur.’’

Kimler dikkate alır bilemiyorum ama Nash, hastalığıyla mücadele ederken bunu uygulamış. Arkasındaki o itici gücü ve sevgiyi hep yüreğinde taşımış. Saygı duymuş.


Yazdığı kitapları ve yarattığı popüler oyunları bir yana; akıl oyunlarına galip gelen zekası sayesinde adını unutulmazlar listesine yazdırmış. Ekonomide adeta bir devrim yaratmış. Tüm dünyanın saydığı ve hayran olduğu bir kahraman olmuş.

İşin içinde sevgi, azim ve sabır varsa; hayatın zorlukları sizi paha biçilemeyecek kadar değerli bir mücevhere dönüştürebiliyor. Pes etmeyen, çabalayan ve bizlere örnek olan tüm IŞILTILI kalplerin önünde saygıyla eğiliyorum.

Sevgiyle kalın.
Belgin ERYAVUZ

03.01.2015




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...